Lider Türkiye için teknoloji şart!

Lider Türkiye için teknoloji şart!

TÜBİTAK’ın Canlı Bomba Tespit Projesi’nin yürütücüsü Bilim İnsanı Prof. Dr. Bahattin Türetken, Lider bir Türkiye için yolun teknolojiden geçtiğini söylüyor
 
Ayşe BORLAK
 
17 yılını TÜBİTAK’ta geçiren ve proje yürütücüsü olarak görev alan Prof. Dr. Bahattin Türetken, bu süre zarfı içinde Türkiye’nin Milli Projeleri arasında bulunan birçok projenin başında yer aldı. Kariyerini 3 yıldır Karabük Üniversitesi’nde devam ettiren Türetken, şu sıralar önemli projeler üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri meme kanserini erken teşhis projesi… Türetken’in TÜBİTAK’ta görev aldığı günlerde proje yürütücülüğü yaptığı en önemli projelerden biri de Elbise Arkası Görüntüleme, bir diğer adı ile Canlı Bomba Tespit Projesi.  
 
-TÜBİTAK maceranız nasıl başladı?
İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeyken TÜBİTAK’ın personel alımı ile ilgili bir ilanına rastladım. Görüşme yaptım ve aynı gün TÜBİTAK’ta araştırmacı olarak göreve başladım. Sonra uzman araştırmacı ve daha sonra başuzman araştırmacı, laboratuvar sorumlusu ve proje yürütücüsü olarak görevler yaptım.  TÜBİTAK’ta 17 yıl çalıştım. Bu on yedi yıl hem benim hayatımın en verimli çağına denk geldi, hem de ülkemizin teknolojik bağımsızlığına elde etmesi için yaptığı atılımlar dönemine denk geldi. Dolayısıyla kendimi şanslı görüyorum.   Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği milli projeler bizim dönemimizde ortaya çıktı. Bizler de bu anlamda tüm enerjimizi bu yola harcadık. Gecemiz gündüzümüz olmadı. Ülkenin kritik projelerinde çalıştık ve güzel projeler gerçekleştirdik. Tabi TÜBİTAK’ta çalışırken doktoramı yaptım ve 2002 yılında doçentlik sınavına girdim. TÜBİTAK BİLGEM’de Yüksek Lisans ve doktora yapıp da ‘Doçent’ unvanı alan ilk kişiyim. Doçentlikten sonra 6 yıl daha TÜBİTAK’ta çalıştım. Artık profesörlük vakti gelmişti ve maalesef TÜBİTAK’ta ‘profesör’ kadrosuna atanmak söz konusu olmadığından dolayı üniversiteye geçmem gerekiyordu. O ay baktığım kadro ilanlarında Karabük Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü ‘profesörlük’ ihtiyacını gördüm. Başvurdum. Ve 2014 yılında profesör olarak atandım. 3 yıldır da Karabük Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmaktayım. Karabük Üniversitesi’nde görev yaptığım süre içinde TÜBİTAK’ta devam eden projelerim için TÜBİTAK başkanlığı isteğiyle 1 yıl ‘danışman’ olarak TÜBİTAK’ta devam ettim.



İLK MİLLİ RADAR PROJESİ
-TÜBİTAK’ta görev aldığınız dönemde hangi projeler gerçekleşti?
Tabi birçok projede yer aldık. İlk önce Türkiye’nin konusunda ilk akredite laboratuvarı olan EMC/TEMPEST Test Merkezi’ni (Elektromanyetik Uyumluluk) kurduk. Türkiye’de bu merkezi ilk kuran bizleriz. Bu çalışmalar arasında, F4 Uçağı modernizasyonunda kullanılmak üzere antenler arası kuplaj ve ışıma diyagramı analizleri ve ülkemizin ilk askeri milli gemisi MİLGEM'in antenler arasındaki etkileşim analizlerinin gerçekleştirilmesi de yer alıyor. Daha sonra Radar Tekniği ve uygulama konularında çalışmalara başladık. Ülkemizin LPI (LowProbabilityIntercept) özelliği taşıyan halk dilinde “hayalet radar” olarak bilinen ilk milli radar projesi GEMRAD’ın çalışma ekibinde bulundum. Radar anten tasarım ve gerçekleştirmesi milli kaynaklarla gerçekleştirildi. 2006 yılında yaptığımız bu çalışmayı İDEF fuarında sergiledik. Gerçekten gurur verici bir çalışmaydı.  Yabancı firmaları şaşırttığımız işlerden biri buydu.
TÜRKİYE’Yİ TEMSİLEN NATO’DA GÖREV
-‘Canlı Bomba tespit projesi’ olarak adlandırılan Terahertz Teknolojisinin Kazanımı Projesi (Elbise Arkası Görüntüleme Projesi)’nin yürütücüsü olarak görev aldınız. Öncelikle Terahertz Işınımı nedir? Proje hakkında neler söyleyeceksiniz?
Elektromanyetik spektrumun mikrodalga ile kızıl ötesi bölgenin arasına denk gelen bir aralıkta bulunan yaklaşık kâğıt kalınlığı boyutlarında dalga boyuna sahip ışınımlara terahertz ışınımı deniliyor. Projeden bahsedecek olursak; TÜBİTAK’ta yönetim değişikliği olduğu dönemde BİLGEM’den başka bir enstitüye görevlendirildim. Tabi orada da boş durmadık. Enstitünün çalışma konseptine uygun projeler geliştirmeye çalıştık. Bunlardan biri de Elbise Arkası Görüntüleme Projesi’ydi. Proje üssü olarak hazırladığımız projeyi TÜBİTAK’a sunduk. Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile birlikte bu proje onayını alarak portatifini bitirdik. Proje şu; 10 metreden elbise altına gizlenmiş tehlikeli objeleri tespit etme projesi idi. Projeyi başarıyla tamamladık ve bu proje Türkiye’de ilktir. Gerçekleştirdiğimiz projelerin Türkiye’de ilk olması açısında büyük önem taşıyor. Bu projeye benzer bir çalışmayı da NATO’daISEG’ adındaki grup dediğimiz bağımsız hakem heyetinde Türkiye’yi temsilen 3 yıl görev yaptım. Tabi orada birçok bilgi birikim kazandık, inşallah bundan sonraki hayatımızda bu bilgi birikimi ülkemizin geleceği için harcayabiliriz. 
-Şu sıralar hangi projeler üzerinde çalışmalarınız bulunuyor?
Sürekli yeni projeler var. Büyük işler çok disiplinli çalışmalar sonucu ortaya çıkıyor. Bizim de bu konuda gerek askeri gerekse sivil amaçlı bir takım projelerimiz bulunuyor. Tabi bu projeler için de uygun insan gücü planlaması, bütçe ve altyapı gerekiyor. Şu sıralar Biomedikal amaçlı projeleri önemsiyorum.  Bunlardan biri meme kanserini erken teşhis amaçlı bir proje… Bir diğeri de sensor teknolojileri… Yani bu projenin açılımına, insan vücuduna implant edilmiş çeşitli sensorlerle yaşam belirtilerini uzaktan algılama sistemleri diyebiliriz. Bir de öğrencilerimle merak saldığımız bir konu da 3D yazıcılar. Amaç bu yazıcıları yaşamın değişik alanlarında kullanılması… Özellikle biomedikal amaçlı. Yani kişiye göre organ, kişiye göre kemik, kişiye göre kulak ya da burun yapılabilmesi gibi. 
-Ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?
Darıca’da yaşıyorum ve Karabük’te çalışıyorum. Bazı projeler için Ankara ve İstanbul’a gittiğim dönemler oluyor. Sürekli seyahat eden biriyim. Tabi bu yoğun temponun içinde aileme zaman ayırmaya çalışıyorum. 3 tane çocuğum var ve onlarla vakit geçirebilmek için zamanı verimli kullanmanız lazım. Zamanı durduramıyorsunuz. Çocuklar büyüyor. Bu sebeple kendi bilimsel çalışmalarımı belli bir saatten sonraya bırakıyorum. Gece 23.00-02.00 arasında yapıyorum bu çalışmaları. Eşim ise benim en büyük destekçim. Biz bu projeleri yapıyoruz ama bu başarı ailenin verdiği destekten geçiyor.
ÖNCE MÜHENDİS SONRA BİLİM İNSANI
-Bilim insanı olmak nasıl hissettiriyor size?
Ben üniversite mezunu olduktan sonra ‘Bilim insanı olacağım’ gibi bir düşüncem yoktu. Araştırmayı ve öğrenmeyi çok severim. Bu sebeple TÜBİTAK’ta araştırmacı olarak yer almak benim için güzel bir seçenekti. Hedefim daha çok araştırmalar yapıp, proje geliştirmek ve ülkeme bu projeleri kazandırmaktı. Bilim insanı olmak da yaşadığım süreçle birlikte geldi. Bilim insanı olmak mühendisliğin arkasındadır. Yani önce iyi bir mühendis olmalısınız ki bilim insanı olabilesiniz. Bu; teoriyi biliriz, pratikte de yaparız anlamına geliyor.



-Biraz da siyasetten bahsedelim hocam. Siyaset hayatınız bir döneminde yer aldı, adaylığınız söz konusu olmuştu. Sizi siyasete iten neydi?
Klişe olacak, siyasete giren herkese bu soruyu sorun aynı cevabı alırsınız. Laf olsun diye söylemiyorum, ben siyasete hizmet edebilmek için girdim. Kendi mesleğimle ülkeme bir takım şeyleri kazandırdığımı inandığım ve mesleki manada da kısmen tatmin olduğum bir süre zarfında siyasete girdim. Üniversiteyi bitirdim, hadi siyasete gireyim demedim. Ben meslek hayatımda bir takım şeyler yaptımve sonra siyasi tarafta bilgi ve tecrübemi paylaşmak istedim. Ülkeme daha fazla yenilik katabilmek adına siyaseti bir araç olarak gördüm. Milletvekili olmak, belediye başkanı olmak, siyaset içinde söz sahibi olmak yapılacak projeler için karar merci olmak önemli bir durum. Darıca Belediye Başkanı Aday Adayı olduğumda, Darıca gibi güzel bir ilçeyi vizyoner projelerle, geleceğe ışık tutacak projelerle dünya kenti yapmak istedim. Landmark projelerle dünyada konumu olan bir kent yapmaktı.
KİTABIN ADI ‘TÜRK TEKNOLOJİSİ’
-Siyaset sahnesine ait gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir söylemi var; ‘Türk markası neden yok’ diye. Var ama dünya çapında neden yok? Ben Türkiye’nin lider bir ülke olacağına inanan bir insanım. Bunun yolunun da teknolojiden geçtiğine inanıyorum. Lider ülke olmak istiyorsak bunun yolu güçten geçiyor, güç içinde teknolojik bağımsızlığımız şart. Bugün ülke olarak ileri teknoloji ürünleri yapmamız lazım, satmamız lazım ve ülke olarak para kazanmamız lazım. Teknolojiyi 2 şekilde değerlendiriyorum. Bunlardan biri kritik teknolojiler, diğeri de katma değeri yüksek teknolojiler. Türkiye, dünyanın en önemli ülkesi, önemli bir ülkesiniz ve diğer ülkelerin bir gün kapıları kapattığında vermeyecekleri teknolojiyi elinizde bulundurmanız zaruridir. Bu teknolojiyi kritik teknoloji olarak sınıflandırıyoruz. Katma değeri yüksek teknolojiler de şöyle oluyor; küçük dediğimiz ama fiyatı pahalı teknoloji. Yani zeka katıp bilgiyi satmanız lazım. Mesela 1 kilo domates 6 TL, 1 kilo Lacoste tişört 3 bin 500 TL, 1 kilo akıllı cep telefonu 103 bin TL, 1 kilo altın 160 bin TL ve 1 kilo işlemci yaklaşık 47 trilyon.  Diyeceğim şu ki, akıl satılıyor… Türkiye’nin aklını satması lazım… Genç beyinlerini yetiştirip, Türk teknolojisi üretmesi lazım… Ve bende bir kitap yazdım, inşallah yakında yayında olacak. Adı da büyük ihtimalle ‘Türk Teknolojisi’ olacak.
-Peki siyasette tekrar yer almak istiyor musunuz?
Geleceğe yönelik siyasi anlamda bir planım yok henüz. Şu an da işimde koşmaya çalışıyorum. Proje yapıyorsam en iyisini yapmaya çalışıyorum, eğitim veriyorsam en iyi şekilde eğitim vermeye çalışıyorum. Ama büyüklerimiz göreve uygun görürse değerlendirmemek mümkün değil. Bir Türkiye kuruluyor, adına Yeni Türkiye deniyor. Türkiye’nin 2023, 2071 vizyonu var, geleceğe yönelik hedefleri var. Bu yeni Türkiye’yi inşa eden tabloda olmak ve katkıda bulunmak, bu aşkı taşıyan her insanın arzusudur.
-Eğitim verdiğiniz öğrencilerinizle diyaloglarınız nasıl? Derslerde tercih ettiğiniz davranış şekli nedir?
50 binin üzerinde öğrencimiz var. Mühendislik Fakültesi’nde de 13 bin öğrenci bulunuyor. Benim dersine girdiğim öğrenci sayısı ise bine yakın. Öğrencilerin soru sorabilecekleri sağlıklı ortamı oluşturmaya özen gösteririm.  Öğrencilerimle aram her zaman iyidir fakat verimli bir eğitim için derslerimde ciddiyet isterim.